Sevda Yolu

لا إله إلا الله محمد رسول الله
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Modern Munafıklık veya Amerikancı İslam (2 Bölüm)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MUHAMMED TAHSİN



Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 14/03/08

MesajKonu: Modern Munafıklık veya Amerikancı İslam (2 Bölüm)   14th Haziran 2008, 18:00

Önceleri örf-âdet dini haline getirilmiş, pasifize edilerek uyuşturulmuş şekliyle, bid'at ve efsânelerle, Kesikbaş hikâyeleri, Bektaşî fıkraları, uydurma kerâmet ve evliya olaylarıyla, gâfil veya hâin, câhil veya yobaz, sıfır veya yarım hocalar vâsıtasıyla yarı yarıya tahrif edilmiş ve sultanların emrine, sarayların yönlendirmesine çoktandır girmiş bir İslâm'ı devralan Kemalizm, hiç de güçlük çekmedi dini bugünkü haline getirmek için. İnkılâplarla, zorlamalarla, karşı çıkan üç-beş hocayı darağaçlarında sallandırma, diğerlerine maaş ve makamlar dağıtarak avlamayla, devletin tahakkümü ve değişik yönlendirmeleriyle, küfür rejiminin kurumlarıyla (Diyânet, okullar, medya, partiler vb.) vatancılık, milliyetçilik ilâvesiyle, atalar mirası olan din anlayışını bugünkü noktasına kolaylıkla getirdi. Ve bugün İslâm, aslî hüviyetini halk yığınlarının zihninde ve yaşayışında kaybederek şu çizgilere geldi:

Putlara ve putçulara (isteyerek veya istemeyerek) yardım eden,

Tüm kâfirlere değil; sadece komünizme, biraz da Yunan ve Bulgar'a (tabii bu arada bir de İran'a) düşman olan,

Düzeni veya düzenin bazı kurumlarını savunan,

Dini siyasetten ayrı kabul eden,

Güzel nutuk atan, fakat söylediğiyle ameli/eylemi çok farklı olan,

Rahatına düşkün, menfaat ve makama taparcasına bağlı olan,

Mü'min-kâfir ayrımı değil; Türk-yabancı ayrımı yapan,

Renkli basınla iç içe, televizyonlar göz göze, kahveyle haşır-neşir yaşayan,

Grupçu, partici, ağabeyci, üstadcı olan, sahte kahraman, sahte kurtarıcı ve sahte şeyhlerin izinden gitmeyi şeref sayan,

Dâvâ için her yolu meşrû gören,

Müslümanım demek yerine; Türküm, milliyetçiyim, mukaddesatçıyım demeyi tercih eden,

Cihad denilince ürken, korkak, uyuşuk, mıymıntı ve pasif yaşayan,

Doğduğu veya doyduğu yeri putlaştıran, ümmetçi değil, ırkçı olan,

Ulusal bayrak, ulusal marş, ulusal sınır ve ulusal tarihleriyle gurur duyan,

Namaz ve tesbihle, virdlerle yetinen, mukaddesâta ve farzlara hücum edilir, haramlar şiirleşip süslenirken, nâfilelerle uğraşıp kapısına ve kalbine kadar gelen tehlikeden haberdar olmayan,

Yöneticisinin müslüman olup olmadığını, düzenin İslâm olup olmadığını cehâlet veya ihânetinden ötürü tesbit edemeyen,

Bildiği hakikatleri ketmedip gizleyerek lânete uğrayan ve dilsiz şeytanlığa rızâ gösteren,

Rızık endişesiyle Allah'ın dinini ve âyetlerini satan, âyet ve hadisleri kâfirlerin istediği şekilde te'vil ve tefsir eden,

Kâfir bir devletin sanayileşip zenginleşmesini, kalkınmasını İslâmlaşmasından önce isteyen,

Bazı küçük tamir ve ıslahatlarla yetinen, düzenin her şeyiyle değişmesi gerektiğini düşünmeyen,

Üç kuruşluk dünya menfaati için kâfir rejime uşaklık yapan,

Koalisyoncu, uzlaşma ve tâvizci, biraz Allah'ı, biraz da tâğutları memnun etmeye çalışan,

Mescid-i Aksâ işgal edilince kılı kıpırdamayıp, bunu Arapların meselesi sayan,

Yaşadığı ülkede iki kişinin öldüğü bir âfete üzüldüğü kadar, Filistin'deki vahşete üzülmeyen, onlara duâlarıyla bile destek olmayan,

Amerika'nın çıkarları doğrultusunda Kore'de savaşmayı normal gördüğü halde, meselâ Filistin, ya da sözgelimi Lübnan'da siyonist yahûdilere karşı müslümanlarla beraber savaşmayı aklının ucundan geçirmeyen,

İslâm devleti, şeriat, bey'at gibi konulara ehemmiyet vermeyen, günümüzde bu gibi konularda takınılacak tavrı belirleyemeyen,

Hafta sonu müslümanı, Cuma ve Bayram müslümanı haline gelen... müslüman tipi sadece yetişmedi, tümüyle kökleşti. Ve o noktaya gelindi ki, müslüman gençler, tâğutlara karşı ayaklansa, kâfirlerden önce; müslümanım diyen halk, hatta câmi cemaati, başlarında namaz kıldırma görevlisi olmak üzere kıyâm eden gençlere karşı çıkmakta tereddüt etmeyecek.

Kur'an, tahrif edilmekten Allah tarafından korunacak, ümmetin tümü dalâlette birleşmeyecek, az sayıda da olsa, daima hakkın müdâfiîleri her devirde mevcut olacaktır. \\"Şüphe yok ki Kur'an'ı Biz indirdik ve muhakkak onu (tahrif ile tebdilden, değişikliğe uğramaktan) Biz koruyacağız.\\" (15/Hıcr, 9). \\"(Kâfirler) istiyorlar ki, Allah'ın nûrunu (İslâm Dinini), ağızlarıyla (kötü söz ve iftirâlarıyla) söndürsünler. Allah ise n3urunu tamamlayacaktır; isterse kâfirler hoşlanmasınlar.\\" (61/Saf,

Ama Allah bunu kullarının eliyle yapmak istiyor. Sünnetullah bunu gerektirir. Halifeliğin anlamı budur. Tüm tarih boyunca peygamberler ve mü'minlerin, Efendimiz ve ashâbının çile çekmesinin sebebi budur. \\"Yoksa, siz ey mü'minler, kendinizden evvel geçenlerin halleri hiç başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle ezici sıkıntılar, kımıldatmaz zarûretler dokundu ve öylesine sarsıldılar ki, peygamber ve beraberinde iman edenler; 'Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?' diyesiye kadar. Bilin ki Allah'ın yardımı muhakkak yakındır.\\" (2/Bakara, 214)

Evet, Allah (c.c.) Kur'an'ı ve İslâm'ı koruyacak, ama müslümanım deyi Allah için fedâkârlık yapıp çileye katlanmayanları, müttakî olmayanları koruyacağına dâir, onların fikir ve İslâm anlayışlarını tahrifattan muhâfaza edeceğine dâir bir vaadi yoktur. Aksine, kıyâmete yakın müslümanların bu sapmalarının vuku bulacağını, âhir zaman fitnelerini, müslümanların inanç, fikir ve amellerinin müthiş bozulmaya uğrayacağını anlatan, kurtuluş için Kur'an ve Sünnete'e yapışmayı salık veren yüzlerce hadis rivâyeti vardır.

Bütün bu tahrifatçı İslâm anlayışı, Amerikancı İslâm tavrı:

a- Kaynağın karışık, bulanık olmasından: Tarihî mirasın bozuk ve muharreflerinin ayıklanmadan, eski yanlışlıkların, eski kitapların, eski fetvâların, eski tarikat anlayışlarının aynen esas kaynak kabul edilerek okunması, anlatılması, kutsanması, yaşanması. Düzenin kitapları, kalabalıkların görüşü, ataların dini (taklitçilik anlayışı), (nakil süzgecinden geçmemiş) salt kuru mantık ve yarım bilgi vb. sebeplerden,

b- Devletin, düzenin İslâm olmadığında, otoritenin İslâm'a dayanmadığından (Devlet İslâm'ı diyebileceğimiz şekilde düzenlerin yönlendirdiği İslâm anlayışından) dolayı,

c- Tüm müslümanların ihtilâf ve tartışmalarını çözümleyip hükme bağlayacak olan imamlarını (halifelerini) nice müslümanın görüp tanıyamadığı şer'î bir ototenin bağlarından kopuk (bey'atsiz) olmalarından ötürü,

d- Mü'minlerin yeterli samimiyete sahip olmaması, eylemlerinin söylemlerini yalanlaması, nefsî arzularını dizginleyememeleri, hevâlarını ilâh haline getirenlerin ayıklanmamasından; yani özellikle öne çıkan mü'minlerin ihlâs, ihsân ve takvâ bilincine sahip olmamasından dolayı, bu sapmalar bütün azgınlığıyla ortadadır.

Hakiki İslâm'ın tüm kesimleri kuşatabilmesi için bu üç unsurun halledilmesi şarttır. Yani Kur'an ve sahih hadislerin aslî kaynaklar olarak müslümanlar için esas mürâcaat ve hüküm kaynağı olarak yeniden ihyâsı, devletin ve otoritenin İslâm'da olması, müctehid bir imamın problemleri halletmesi için bütün öncü ve dâvetçi müslümanların üzerlerine düşen görevi yapmaları, hem kendilerini kurtarmanın, hem de yaşadıklarını İslâm zanneden kalabalıkları kurtarma gayretinin vazgeçilmez bir vecîbesidir.

Kurtuluş, hakiki İslâm'ı bilmek ve ona tâbi olmakta. O safta yerimizi alarak sahte müslümanlarla, modern münâfıklarla savaşmaktadır. Yalancı peygamberle ve Mescid-i Dırara asr-ı saâdette ne yapıldı, nasıl tavır alındıysa, tavrımız bugün de aynı olmalıdır. Konumuzu birkaç âyet meâliyle noktalayalım:

\\"Muhakkak münâfıklar, cehennemin en aşağı tabakasındadırlar.\\" '4/Nisâ, 145)

\\"Ey Peygamber (ve onun şahsında, ey mü'minler)! Kâfirlere ve münâfıklara karşı cihad et, onlara karşı çetin ol.\\" (9/Tevbe, 73)

\\"Kâfirlere ve münâfıklara boyun eğme (itaat etme).\\" (33/Ahzâb, 48)

\\"Ey Rasûl! Kalpleri iman etmediği halde ağızlarıyla 'innadık' diyen kimselerden ve yahûdilerden küfür içinde koşuşanlar (ın hali) seni üzmesin. Onlar durmadan yalana kulak verirler, sana gelmeyen (bazı) kimselere kulak verirler; kelimeleri yerlerinden başkasına kaydırıp değiştirirler. 'Eğer size şu verilirse hemen alın, o verilmezse sakının!' derler. Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse Allah'a karşı sen, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik vardır ve âhirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.

Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler. Sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüzçevir. Eğer onlardan yüzçevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen aralarında adâletle hükmet. Allah adâletten ayrılmayanları sever.\\" (5/Mâide, 41-42)

Ahmet Kalkan
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Modern Munafıklık veya Amerikancı İslam (2 Bölüm)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sevda Yolu :: İlim Deryası :: GENEL KONULAR-
Buraya geçin: