Sevda Yolu

لا إله إلا الله محمد رسول الله
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 BU OPERASYONUN ADI; AFGANİSTAN!

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hayri mazlum

avatar

Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 24/02/08

MesajKonu: BU OPERASYONUN ADI; AFGANİSTAN!   23rd Mart 2008, 18:02

Beklenen oldu ve Türk ordusu karadan Irak topraklarına operasyon düzenlemeye başladı. Operasyonun başlangıç tarihi aslında 21.02.2008'de değil 26.09.2007'de kararlaştırılmıştı. Yani o tarihte ABD Senatosunun 23'e karşılık 75 evet oyu ile kabul edilen Irak'ın üçe bölünme tasarısından sonra..

Bu tarihten sonra Türkiye ordusu tarafından Kuzey Irak'a operasyon planları yapıldı ve doğuya ordu kaydırılarak yığınak yapılmaya başlandı.

Geçen süreç içerisinde birçok siyasi gelişmeler yaşandı. Türkiye'nin bölgeye yönelik operasyon kararını iki aşamalı görmek gerekir:

1- PKK bağlantılı Kuzey Irak kararı:

Türkiye'nin Kuzey Irak Kürdistan yönetiminden rahatsızlığı ABD tarafından Kürdistan'ın şekillenmeye başlamasından yani Irak'a uygulanan ambargo ve Çekiç Güç'ün Kuzey Irak'ı denetimlerine almasından sonra başlar. II. Körfez Harekâtı ile bu daha da netleşir, rahatsızlık siyasi alanda hissettirilmeye çalışılır. Kerkük, Musul konusu da bu eksende önemini korur ve karşılıklı haklar iddia edilerek bir çatışmanın içerisine doğru adım adım gidildiği görülür.

Türkiye bu dönemde PKK kozunu kullanarak doğuya askeri yığınak yığmaya başlar ve Kuzey Irak'a girme kararlılığını her halükarda gösterir. Türkiye'nin bu kararlılığında ne ABD'nin ne de Avrupa'nın katkısı mevcuttur. Çünkü bölgede kurulması düşünülen bir Kürt devleti projesi hem Avrupalıların hedeflerinden hem de ABD'nin hedeflerindendir. Fakat buradaki anlaşmazlık her ikisinin de kendi siyasi çizgilerinde hareket edecek, kendi güdümlerinde yürüyecek bir Kürdistan devleti istemelerinden kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı Amerika ve Avrupa -özelde İngiltere- bu minvalde çatışmaktadır. Türkiye ise her iki durumdan da rahatsızlık hissetmektedir. Daha önceki makalelerimizde de değindiğimiz gibi bu rahatsızlık Irakta kurulacak bir Kürt devletinin bölgedeki varlığından değil; yayılmacı bir alt yapısının olması ve Kerkük, Musul petrollerinden hak iddia etmesinden dolayıdır. Ki; bu nedenler Türkiye'nin geleceğini önemli oranda sarsacak nedenlerdir. Dolayısıyla sessiz kalması düşünülemez.

Kararlılığı ise; ‘bölge devleti' olma iradesini yakalamaları, siyasi alanda tecrübe elde etmeleri, jeopolitik ve jeostratejik avantajlarının olduğunu görmelerinden ileri gelmektedir. Bunun yanında silah sanayi ve teknolojik gelişmelerde bir mesafe kat etmelerinin de payı vardır. Tabanda da Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan'la milli bütünlüğü oluşturma çalışması bayağı mesafe kat etmiştir. Yani -görünürde- daha önceki yönetimlerle sarsılan halk-devlet ilişkileri düzeltilmiştir. Tabiî ki; bunun hiçbir zaman kalıcı bir iyileştirme olmadığını da bilmek veya söylemek gerekir. Çünkü bu yapılanma temeli olmayan, ideolojik algılamadan soyutlanmış, menfaatler üzerine bina edilmiş bir atılımdır.

Uyuyan PKK olayları yeniden canlandırılmış, dünya kamuoyunda haklı olduklarını gösteren siyasi argüman işlenmiş, geriye sadece Irak'a girmeleri kalmıştı. Bu kararlılık ABD'yi endişelendirmeye başladı ve çıkar yollar arandı. ABD ve Türkiye arasında Terörle Mücadelede Koordinasyon'u kuruldu. Aslında Amerika'nın oyalama taktiğinden başka hiçbir işe yaramayan bu koordinasyon dağıtıldı. Daha sonra Tayyip Erdoğan ve akabinde Abdullah Gül'ün Amerika ziyaretleri gerçekleşti. Olayın PKK bağlantılı bölümü özetle buraya kadar.

Bu ziyaretlerde her ne kadar PKK meselesi görüşüldü dense de görüşmelerden değişik sinyaller geliyordu. Birşeyler üzerinde pazarlıkların yapıldığı hissediliyor fakat bir türlü bunun adı konamıyordu. Bu pazarlığın PKK pazarlığı olmadığını son gelişmelerden hareketle değinmeye çalışalım.

2-Kuzey Irak bağlantılı Afganistan kararı:

Amerika, bölgede Türkiye'yi rahatsız eden ve kendisine de şu an için zararı dokunacak olan Kürt Devleti kartını ileriki bir zamana ertelemiş gözükmektedir. PKK konusu da aynı özellikleri taşımaktadır. Türkiye'nin PKK üzerinden bölgeye yönelik planlar yaptığını keşfetmiş vaziyettedir. Amerika bu olayların üzerine gitmektense ertelemek veya ileriki bir zamana bırakmakla sıkıntısını hafifletmeyi düşünüyor olabilir. Fakat son gelişmelere baktığımızda bu konuda değişik bir üsluba yöneldiğini görürüz.

- Kürt Devleti kurulmasında geri adım atmıştır,

- PKK kartını rafa kaldırmıştır,

- Irak'ın hava sahasını Türk savaş uçaklarına açmıştır,

- Türkiye'nin karadan Irak'a girmesine müsaade edilmiştir,

- Türkiye'nin düzenlediği operasyona hiçbir önemli tepki verilmemiştir.

Ne oldu da demir yumruk Amerika birden bire yumuşayıverdi? Bunun izahını yapabilmek için biraz geriye gitmek gerekir.

USA TODAY gazetesi, Rumsfeld'in sadece Wolfowitz, Feith, Genelkurmay Başkanı Myers ve yardımcısına gönderdiği gizli metni aynen yayımladı. Metin ABD'nin 11 Eylül sonrası giriştiği küresel savaşı kaybettiğini ortaya koydu.

METİNDE Rumsfeld, "Terörizmle savaş" olarak nitelendirdiği küresel savaşta ilerleme gösteremediklerini, El Kaide ile mücadeleyi başaramadıklarını, Irak ve Afganistan'da uzun ve zorlu bir işle de karşı karşıya olduklarını belirtiyor. (24 Ekim 2003 Yeni Şafak)

NATO Avrupa Kuvvetleri Komutanı (SACEUR) Amerikalı General James Jones, ittifak üyelerinden Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü'ne (ISAF) takviye kuvvet göndermeleri çağrısında bulundu. (2006/09/08 Yeni Asya)

NATO komutanlarının ve ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın Afganistan'ı kaybediyoruz yönünde ki açıklamaları direnişin şiddetli olduğu tezini güçlendiriyordu. http://kavkazcenter.com

"Lord Ashdown, haziranda yayımlanan kitabında, "Savaşı kaybediyoruz. Afganistan'da yenilgiye uğramak Irak'takinden daha kötü sonuçlar doğurabilir. Eğer Afganistan'da başarısız olursak Pakistan'ı tutmak imkansız olur." uyarısında bulunmuştu. (http://haberler.canim.net)

ABD'nin Almanya'dan asker talebinde bulunduğu Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung'un haberiyle ortaya çıktı.

Gazetede, yer alan haberde, Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates'in, Alman Savunma Bakanı Franz Josef Jung'a "alışılmadık sertlikte" bir mektup gönderdiği ve Afganistan için asker istediği belirtiliyor. (haber10.com)

Bunlar NATO'nun Afganistan'da başarı sağlayamadığı ve durumun daha da kötüye gittiği hakkında yapılan açıklamalardan sadece birkaçı. Bununla birlikte Afganistan'da NATO birlikleri arasında derinden bir çekişmenin yaşandığı da basına yansıdı.

Gazete, haberinde Amerikalı komutanlarla, İngilizler arasında Taleban'la savaşta uygulanan yöntemler konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu, Washington'un eski Taleban üyeleriyle anlaşma yapılmasına karşı çıktıklarını hatırlatıyor. (bbc.co.uk)

Bush yönetimi, Taliban'ın etkinliğini giderek artırdığı Afganstan'da yaşanan başarısızlığın sorumluluğunu NATO'ya yükledi. ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Los Angeles Times'da yer alan açıklamasında, NATO'daki müttefiklerinin, gereken eğitimi almamış askeri danışmanlar ile direnişçilerle nasıl mücadele edileceğini bilmeyen askerleri bölgede görevlendirmesinden endişe duyduğunu ifade etti. İsim telaffuz etmese de Gates'in NATO müttefiklerine yönelik eleştirileri, Afganistan'da asker bulunduran İngiltere, Hollanda ve Kanada'yı rahatsız etti. Gates'e en ciddi tepkiyi gösteren Hollanda hükümeti, ABD'nin bu ülkedeki büyükelçisini çağırarak Los Angeles Times'da çıkan haberle ilgili açıklama istedi. (yenisafak.com.tr)

Devlet başkanlık sözcüsü Hümayun Hamidzade, gözaltına alındığı söylenen iki yabancının aslında gözaltına alınmadığını, görevleriyle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunan bu kişilerin "istenmeyen kişi" ilan edilerek Afganistan'ı terk etmelerinin istendiğini açıkladı. Diplomatik kaynaklar, biri BM, diğeri AB'de çalışan İngiliz uyruklu iki diplomatın gözaltına alındığını bildirmişti. (usakgundem.com)

NATO komutası altındaki İSAF'ın görev sahasının Kabil dışına genişletilmesi kapsamında Almanya'nın 500 askerini Afganistan Kunduz, kentine konuşlandırmıştı.

Kunduz, Baghlan bölgesi Amerika için büyük önem taşımaktadır. Orta Asya'ya açılan, ipek yolu üzerinde bulunan bu bölgede Amerika'nın NATO şemsiyesi altında büyük bir üs açma planları vardır. Yalnız başına o bölgeye yerleşmesi, maliyet ve askeri açıdan ağır yükler getireceğinden dolayı NATO elinde bulunan büyük fırsattır.

Orta Asya büyük insan potansiyeline sahip olduğu gibi hala dokunulmamış enerji kaynaklarına da sahiptir. Büyük bir Pazar potansiyelini üzerinde taşıyan bölge batılıların iştahını kabartmaktadır. Tabi ki başta Amerika'nın. Yalnız yukarıda da belirttiğimiz gibi Batılılar kendi aralarında sorun yaşamaktadırlar. Sorunun kaynağı Amerika'nın yalnız başına ganimete konmak istemesinden kaynaklanıyor. Bundan dolayı da Afganistan'da müttefikler arasında sorunlar çıkmakta bir türlü anlaşamamaktadırlar. Hatta İngiltere Taliban'a bizzat yardım etmektedir.

Öte yandan İngiltere ile Afganistan'ın araları da oldukça limoni. Taliban ile pazarlık yaptıkları gerekçesiyle iki İngiliz diplomatın sınır dışı edilmesinden sonra Devlet Başkanı Karzai güneydeki İngiliz birliklerini eleştirmişti. (dw-world.de)

Bir nevi Amerika Afganistan'da yalnızlığa terk edilmek üzeredir. Almanya ve diğer NATO üyeleri Afganistan'a asker göndermekten ve mali yardımda bulunmaktan kaçınmaktadırlar. Gönderdikleri askerleri de çatışmaların dışında tutmak istiyorlar.

İşte, böylesi bir ortamda Amerika'nın Türkiye'ye karşı yumuşadığını görmekteyiz. Irak kapıları ardına kadar açılmış, siyasi ilişkiler hızla düzeltilmeye başlanmış, askeri kanat ve politikacılar neredeyse günübirlik karşılıklı ziyaretlerle ilişkilere yeni bir ivedilik kazandırmışlardır. Bütün bunların herhalde PKK için yapıldığı düşünülemez. PKK için ABD'nin Kürt Devletinden vazgeçtiği de düşünülemez. PKK için Irak siyasileri, Talabani ve Barzani'nin yumuşatılması da düşünülemez. PKK için İran'ın olaylardan uzak tutulması da düşünülemez.

Şunu da ifade edelim ki; PKK'yı yok etmek, Kürt Devletini kurmamak gibi Amerika'nın bir düşüncesi yoktur. Ancak Türkiye'nin hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak, meseleyi pazarlık konusu yapmak için üsluben yeniden şekillendirmek istemektedir. Yani, masanın bir ucunda PKK ve Kürt Devleti bulunmakta, karşı tarafta Afganistan'a binlerce muharip Türk askeri gönderilmesi durmaktadır.

Amerika'nın karşılık almadan, pazarlık yapmadan, menfaat elde etmeden ne zaman taviz verdiği görülmüştür. Daha açık bir ifade ile Irak operasyonunun arkasında büyük bir pazarlık söz konusudur. Bunun adı da Afganistan'dır. Aslında bunun işaretleri daha önceki karşılıklı ziyaretlerde verilmişti. Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Bush ve Cheney görüşmelerinde ana başlık Afganistan ve enerji konusu idi.

Gül şunları söyledi: Afganistan konusunu konuştuk. Enerji güvenliğini konuştuk. Enerji hatları ve Türkiye'deki enerji yatırımlarını konuştuk. (kibrisgazetesi.com)

Washington-Ankara arasındaki diplomatik trafik yoğunluğunu korurken mart ayında Türkiye'ye gelmesi planlanan ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney 'nin gündeminde Afganistan'ın bulunduğu öğrenildi. Cumhuriyet 19.02.2008

Türkiye ile ABD arasında geçen çetin pazarlıkta Kerkük ve Musul konusu da mutlaka yer almaktadır. Türkiye geçmişten olan hakkını -yani garantör devlet konumunu- korumak istemektedir. Bu da Kerkük petrollerinden en az % 10 pay sahibi olmak demektir. Kürt devleti konusunda da kendi kontrolünde, elinden enerji gelirleri alınmış, yayılmacı siyaseti olmayan bir kukla devlet istemektedir.

Görünen o ki; Amerika'nın öncelikle çözülmesini istediği mesele Afganistan'dır. Irak meselesini ikinci sıraya koymuştur. Gelinen konum itibari ile bir süper gücün Orta Asya'da bulunmaması düşünülemez. Şu ana kadar da Amerika Orta Asya'ya yerleşmiş değildir. 11 Eylül olayları sonrası yaşadığı bahar havası çabuk geçivermiştir. Orta Asya'daki ‘üs'leri tek tek kapatılmaktadır.

Türkiye ile Orta Asya'ya girmek istemesi ise ona kolaylık sağlayacaktır. Türkiye'nin Osmanlı döneminden kalma bölge üzerinde tesiri vardır. Bundan faydalanmayı istiyor.

Bu pazarlığın yansımalarını Dick Cheney ziyaretinden sonra daha net göreceğiz.

Ayrıca bu operasyonla içe dönük mesajlar da verilmek istenmektedir. Operasyonda Amerika'nın payı olduğu önümüzdeki günlerde daha çok işlenecek -basın şimdiden başlamıştır-, Amerikan karşıtlığı en alt seviyelere çekilecektir. Bunun yanında halk Afganistan'a asker gönderilmesi noktasında hazırlanacaktır. Binlerce askerin Afganistan'a gönderilmesine sıcak bakmaları sağlanacaktır. Dostane olduğu, alt yapının yapılması, sağlık ve eğitim götürme gibi konular bu aşamada işlenecektir.

Oysa bu ümmet birçok tecrübe yaşamıştır. Kafirlerin dost olmayacağı her defasında ortaya çıkmıştır. Daha dün Irak'ta askerlerin başına geçirilen çuvallar ne çabuk unutuldu.

Yöneticilerin ihaneti ile bütün bunların üstü kapatılmak isteniyor. Kafirleri dost edinenler asla bu ümmetin dostu olamaz.

Nitekim kafirlerin dost olmayacağını Allahu Teala şöyle bildirdi: "Ey inananlar! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin!" (Nisâ: 144)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
BU OPERASYONUN ADI; AFGANİSTAN!
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Sevda Yolu :: Siyaset :: SİYASİ GÜNDEM-
Buraya geçin: